19. Sayı

19. Sayı

Bismillahirrahmanirrahim…

Zulmün ve savaşların yoğun olarak yaşandığı bir coğrafyadayız. Asırlardır bu topraklarda inandıklarımızın bedelini ödedik. Bugün bu bedeli en fazla ve en yoğun şekilde Halepli kardeşlerimiz ödemekteler. Nemrutların, Ebu Cehillerin ve Firavunların zulmüne yaraşırcasına yapılan zulümler yüreğimizi dağlamakta ve Ashab-ı Uhdud’u bize yeniden hatırlatmaktadır. 

Rabbimize hamd olsun ki; O bütün bu zulümlere rağmen bizi müjdelemekte ve zaferin sadece bu dünya ile sınırlı olmadığını bize anlatmaktadır: 

“Kahroldu o hendeğin sahipleri, o çıralı ateşin. Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı. Onlardan, sırf, aziz ve hamid olan Allah’a iman ettikleri için intikam aldılar. O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü kendisine aittir ve Allah her şeye şahittir. Şüphesiz inanmış erkeklerle inanmış kadınlara işkence edip sonra tevbe de etmeyenlere Cehennem azabı ve (orada) yanma cezası vardır. İman edip sâlih ameller işleyenlere ise, zemininden ırmaklar akan Cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş budur.”   

Sünnet bilincinin köreltilmeye çalışıldığı bu dönemde; Sünnet-i Seniyye’nin İslam’daki yerini vurgulamaya çalıştık bu sayımızda. Özellikle klasik metin okuma yöntemi ile Kur’an-ı Kerim’e yaklaşan bazı kesimlerin, bu çarpık anlayışlarının yersiz olduğunu görmekteyiz. Buna rağmen metin okuma yönteminden yola çıkarak metnin asıl şârihinin yani Hz. Peygamber’i (s.a.v.) göz ardı edenler; kendilerini şerh eden pozisyonuna çıkarmak niyetindeler. Ancak unutulmamalıdır ki; Allah (c.c.) tarafından İslam’ı şerh etme ve açıklama görevinin ilk temsilcisi olarak Hz. Peygamber (s.a.v.) seçilmiştir. Diğer ve sonraki şârihler ise ancak Hz. Peygamber’in (s.a.v.) takipçisi olabilirler.

“(O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik.” (en-Nahl, 16/44)

Elbette biz Kur’an-ı Kerim’in şerhine ihtiyaç duyacaksak olursak; bu konuda kaynağımız Peygamber (s.a.v.) ve O’nun sözleri olacaktır. Bizim için gereken bir model, bir önder veya bir rehber ihtiyacını biz; Hz. Peygamber’i (s.a.v.) seçerek giderdik. Hz. Peygamber (s.a.v.) ve Sünnet-i Seniyyesi’ne yönelik tüm iftiralara rağmen ve bu iftiralara karşı biz deriz ki:

“Müjdecim, Kurtarıcım, Efendim, Peygamberim; 
Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim!”

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun!
  •  

DERGİLERİMİZ