Hayata Bir Satır Başı

Hayata Bir Satır Başı
Maşite TORAMAN
11 Aralık 2015

Rabb-ul alemin (c.c.), insanı yaratırken onun hizmetine verdiği her şeyi, onun hayatının özeti olarak, mucizevi bir şekilde gözler önüne sermiştir; gündüzün karanlıklara bürünmesi, baharın bir sonla hüzünlenmesi, tüm başlangıçların bir sonla yitip gitmesi gibi… ve kalem ile yazmayı öğretirken de bu hikmetleri satırlar arasında da görünür eylemiştir Allah (c.c.)… 

Nedir ki yazmak, nasıl benzer insan hayatına, nasıl okunur bu hikmet? Tabi ki, Allah’ın (c.c.) yardım ve iznini isteyerek…

Yazmak, insanın içindeki fırtınaların, rüzgârların, sıkışmışlıklarının özetidir aslında, en zor zamanlarda bazen yoldaş, bazen sırdaş, bazen dosttur insana. Kimine nasihat, kimine övgü, kimine ders, kimine örnektir aslında… Bazen hüzünlerin anlatıldığı satırlardaki harflere dokunurken gözleriniz tek tek, kelimelerle birlikte sanki içinize işler anlatılanlar. Bazense sevinçler anlatılır, bir kelebeğin kanatlarındaki en güzel nakışlar kadar renkli ve ömrünün doyumsuzluğundaki haz kadar lezzetli… Satırları okudukça, kelebeğin uçuşlarındaki kadar özgür hissedersiniz kendinizi… 

Ve yazarsınız, elinizden geldiğince, yüreğiniz yettiğince, harfler yoruluncaya kadar yazarsınız… Sonra dönüp harfleri en güzel duygularla dizdiğiniz satırların, söze gelip okunduğunda, gönle nasıl düştüğünü görmek adına okumaya başlarsınız… Satırlarda gezdikçe gözleriniz, artık görmeye başlarsınız, şu da olmalıydı, şu da olsaydı ya! Birikir içinizde anlatamadıklarınız, nereye sıkıştırsam nereye eklesem diye…  Bazen ekleyebilirsiniz, bazen de yarım kalır duygular, dökülmez satıra, uymaz sayfaya ve öylece kalır içinizde yazacaklarınız, duygularınız, hissettikleriniz ve hiçbir sonu yakıştıramazsınız sayfaya…

Yaşamakta böyle değil midir? En güzel hayallerle ardı ardına sıraladığınız saatlere, takvimlere, yıllara koşar adımlarla yürürsünüz, hayalleriniz onların ardındadır. Çünkü, hedefleriniz, planlarınız peş peşe sıralanmıştır aylara haftalara… Hiç tükenmek bilmeyen bir süratle yıllar sizi kovalamadan, siz yılları kovalarsınız. Bu koşuşturmalar hayatınızın fırtınası olur, yorar sizi bitmek bilmeyen rüzgarları, gelgitleri ve hayatınıza bir satır başı ile yeniden, başka bir açıyla devam edersiniz…

Hayatınızın sevinçli anlarını resmedip daima hatırlamak istersiniz, hiç eksilmesin o anlar diye duvarınızın bir köşesinde asılı kalır uzun yıllar. Ola ki, hüzünlü olduğunuz zamanlarda ağız dolusu gülücüklerle resmedilmiş fotoğrafa bakıp bir tebessüm sığdırabilirsiniz yüzünüze… Ola ki, en olmaz zamanlarda buğulu gözlerinizin en derinlerine işlesin gülücükler diye, en başköşeye bırakıverirsiniz…

Böyledir hayat, her satırbaşı yeni bir başlangıçtır hayatınıza, cümlenin sonuna üç nokta koyup, altına isminizi sığdırdığınız vakit artık sonsuzluğa yolculuğunuz başlamış demektir…

Zamansız gitmeler, yalnızlıklar, unutuluşlar, bıkkınlıklar… Hayatınıza ortak olan her şey nefesiniz bittiği an terkeder sizi ve artık yaşamış olduklarınızla bilinirsiniz. Tıpkı basılan bir kitabın yazarı gibi, yazdıklarınızla tanır sizi herkes, fikirlerinizle bilirler ve eğer dönüp, yanlış bir satır farkettiğinizde düzeltme fırsatınızın kalmadığını farkedersiniz, çünkü basılmıştır kitap ve kaydedilmiştir her satır… İşte tam da budur hayat yaşanıp bittiği vakit telafisi olmayan bir imtihan.

Hayatınızda yapmış olduğunuz hatalara, günahlara bir tevbe fırsatınız olmadı ise ardınızda bıraktığınız okuyucular azınlıkta kalacaktır. Bu yüzdendir ki, Allah (c.c.) sözümüzü doğru olana yakın, bizleri sıratı müstakim üzere eylesin!